Furkan Çetinkaya: Oturmak ve İstiklal Marşı okumaktan başka eylemim yok

KRONOS 20 Kasım 2019 GÜNDEM

16 Temmuz 2016 gecesi gözaltına alınan ve dört gün sonra tutuklanan Hava Harp Okulu öğrencisi Taha Furkan Çetinkaya (23) 40 aydır özgürlüğünden yoksun. Çetinkaya’nın 2017 yılının kasım ayında 21 aylık tutukluyken çıkarıldığı ilk mahkemedeki savunması ortaya çıktı.  İddianameleri 1 yıl sonra hazırlanan 3’ü genç kız 256 Harbiyeli’den biri olan Çetinkaya 25 Mayıs 2018’de müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme dosyası istinafta olan Çetinkaya’nın savunmasının tam metni şöyle:

Hava Harp Okulu öğrencisi Taha Furkan Çetinkaya’nın mahkemedeki savunması:

(Mahkemenin SEGBİS dökümü aynen verilmiştir)

“….. Konuşmama başlamadan önce şehit Ragıp Enes Katran ve Murat Tekin’i ve tüm şehitlerimizi anıyorum. Önceki savunmalarımı tekrarlıyorum. Geldiğimiz noktada kimsenin aslında bizim için …. düşündüğünü sanmıyorum. Olmayan olaylarımızla ilgili de anlatacak fazla bir şey kalmadı. Fakat yine de 15 Temmuz gecesini ve kendi açımdan anlatmam gerekirse, daha önce yüzlerce kez aldığım bir emir olan “Araçtan in” emrini müteakip ayağım bir kez asfalta değdi. Onda da İstiklal Marşı’nı okuyanları görünce indim ve esas duruşa geçtim, İstiklal Marşı’na eşlik ettim ve hemen ardından halkın sevgi gösterileri eşliğinde tekrar otobüsüme bindim ve oturmaya devam ettim. Sayın savcının ısrarla “Eylemlerine devam etmişlerdir” derken bahsettiği eylem budur. Oturmak!

Zaten savcının mütalaasında sayfa 7’nin sonu ve 8 de “Sanıkların olay mahallinde gerçekleştirdikleri eylemler” başlığı altında maddeler var. Orada adım geçmiyor benim. Esasen mütalaada da 755 sayfalık iddianamede de sanık listesi içinde adım hiç geçmiyor. Fakat buna karşın 21 aydır tutukluyum ve hakkımda en yüksek ceza isteniyor.

Biraz mütalaadan bahsedecek olursam, sayın savcı 127 tane sanığın ifadesini, savunmasını yarım sayfadan daha kısa özetlemiş ve demiş ki “bu savunmalara itibar edilemez … suçtan kurtulmaya yönelik”. Şimdi ben suçsuzsam neyle savunma yapmam gerektiğini anlayabilmiş değilim.

Diğer bir madde de gece geç vakitlerde plansız ve ani olarak tatbikat için bir başka şehre gidilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır demiş. Öncelikle tatbikat zaten Askeri Tatbikat Raporu’nda belirtildiği üzere savcının kanaatinin aksine gece geç vakitlerde plansız ve ani olarak yapılır.

Ayrıca mütalaada gece 12’de okula dönülmesi ve mühimmat alınması da olağan değildir deniliyor. Bununla ilgili yola çıkana kadar bir bilgi verilmedi. Yolda iken terör saldırısı olabilir, biz güvenliğiniz için okula geri dönüyoruz denildi. Bu zaten olağan bir durum değil, hiçbirimiz bunun olağan bir durum olduğunu iddia etmiyoruz. Yani daha önce bize şu an terör saldırısı olacak denmemişti. İlk defa öğrenmiştim. Onun üzerine okula acil bir dönüş talimatı verilmişti. Onun dışında benim kamptaki diğer arkadaşlarımızın gelip gelmeyeceği, bizden önce birlikte başka birilerinin çıkıp çıkmadığını, çıktıysa nereye gittiğini veya Hava Harp Okulu’ndaki personelin de birlik dışına çıktığını bilmem mümkün değil. Zaten bunu bilebilecek durumda olsam, o anda ülkemizdeki gerçekleştirilmekte olan bir darbe girişiminden de haberdar olurum. Fakat değilim!

Bunu defalarca anlattık. İzole bir ortamda yaşıyorum. Herhangi bir elektronik araç gerece de ulaşma imkanına sahip değilim. Komutanlarımın bana verdiği bilgi dışında bir bilgiye sahip olma imkânım yok. Buna bir örnek vermem gerekirse yine, mesela burada sabahtan akşama kadar duruşma salonunda oturuyoruz biz sanıklar olarak. Beni buraya getirmek için koğuşumdan sabah altıda çıkarıyorlar. Akşam sekizi onu buluyor dönmem. Bu süre zarfında ülkemizde bütün dünyanın duymuş olduğu olay olsa, eğer biri bana bilgi vermezse benim bundan da haberim olmaz. Bütün dünyanın bilmesine karşı ben bilmemiş olurum. Bu da normal bir durum olmuş olur bence.

Mütalaadaki diğer bir kısımda, “Araçlarda toplam 6 kişide cep telefonu bulunduruyor olması rütbeli askerlerin, askeri öğrenci olan sanıkları bilgilendirmişlerdir” şeklinde anlamsız bir cümle var. Devamında “Askeri öğrencilerin komutanları korumak için bunu gizlediği” iddia edilmiştir. Hiçbir delile dayandırılmayan ve şahsi kanaatten öte gitmeyen bu iddia için şunu söyleyebilirim: Bence asıl hayatın akışına aykırı olan 116 tane askeri öğrencinin sulh ceza ve savcılık ifadesinde ve mahkemede savunmasında aynı şeyleri söylemesidir. Diğer türlü savcı tarafından örgütsel ifade vermemize yorulsa da aynı ifadeyi vermemiz aynı şeyleri anlatmamızın, aynı olayın içinde bulunmamızdan başka bir sebebi yoktur. Ayrıca cezaevinde 7 kişilik koğuşlarda 39 kişi ile insani yaşam standartlarının çok çok altında 21 ayı geçirdiğimiz göz önünde bulundurulursa ve müebbet hapisle yargılandığımız düşünülürse kimsenin kimseyi korumayacağı anlaşılabilir.

Başka bir maddede “Haklarında beraat talep ettiğimiz araç şoförleri gibi olay mahallinde aktif bir harekette bulunmama, olaylar başladığında teslim olma veya olay yerini terk etmemişlerdir” deniyor. Olay mahallinde aktif bir hareketimin iddianame ve mütalaa ile sabit olduğunu söylemiştim. Olaylardan kasıt ne bilmiyorum ama kesin vaziyette otobüste oturduğumu da belirtmiştim. Bu durumda olay yerini terk etmem ise mümkün olmadığı gibi, son derece saçma olurdu. Sonuçta bu durumun beraat talep etmeyi gerektirdiğini yazan savcının en ağır cezayı talep etmesi yaman bir çelişki oluşturmaktadır.

Şimdi mütalaada en çok dikkatimi çeken ibareyi aktarmak istiyorum: “Dosyada mevcut görüntüler, raporlar, ifade tutanakları ve bütün deliller sanıkların bilerek ve isteyerek eylemlerini gerçekleştirmek istediklerini ortaya koymaktadır” deniyor. Sormak istiyorum: Hangi görüntü, hangi rapor, hangi tutanak, hangi delil ve hangi eylem? Oturmak ve İstiklal Marşı okumaktan başka bir eylemde bulunmadığımı yineliyor ve aksini gösteren bir görüntü, rapor, tutanak, delil var ise sayın savcının bunu bizimle de paylaşmasını rica ediyorum.

Diğer bir ibarede de “Askeri öğrencilerin teamüllere aykırı şekilde önceden seçilerek belirlenmiş olası” deniyor. Öncelikle o sırada numarası okunanlardan olmayanları belirten arkadaşlarım tamam o zaman sen gel denilerek çağırıldığını söylemiştik. Bu yüzden numara listesine büyük bir anlam yüklemek anlamsız olacaktır. Ayrıca bu konuda bize bilgi verilmedi. Fakat şahsen bu öğrencilerin genel olarak disiplin yönüyle öne çıkanlar olduğunu düşündüğümüzü de söylemiştik. Zaten iddianamede de bu şekilde bu şekilde yer alıyor. Bu ibarede daha dikkat çeken kısım ise, teamüllere aykırı şekilde denilmesi. Sayın savcı teamüllere aykırı olduğu kanısına nasıl varmış bilmiyorum. Ama benim 6 yıllık askeri öğrencilik hayatımda gördüğüm kadarıyla askeriyede her iş rütbe ile yapılır. Sonuç olarak, savcının darbe faaliyetleri karşısında bilinçli şekilde kamptan çıktığım iddiasını ve dosyada bununla ilgili en ufak veya bir emare olmamasına karşın bu iddianın dosya kapsamı ile sabit olduğu ifadesini kesinlikle reddediyorum ve beraatımı talep ediyorum.

https://kronos30.news/tr/dik-duracagiz-anne-bizi-vatan-hainligi-ile-yaftalayanlar-dusunsun/

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram
WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com