İSO Başkanı Bahçıvan: Sanayicinin döviz borcu, TL’ye çevrilsin

Bahçıvan, “Sanayiciler, keyfiyetten değil uygun maliyetli Türk Lirası’ndan kredi bulamadığı için dövizle borçlandı. Sanayicinin borcu Türk Lirası’na çevrilsin.” dedi.

KRONOS 27 Kasım 2019 EKONOMİ

TURGUT TURAN |

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP Grup Toplantısı’nda yaptığı, “Tüm milletime sesleniyorum, bırakın doları, Türk Lirası’na dönelim” çağrısına İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’dan yanıt geldi. Bahçıvan, “Sanayiciler, keyfiyetten değil uygun maliyetli Türk Lirası’ndan kredi bulamadığı için dövizle borçlandı. Sanayicinin borcu Türk Lirası’na çevrilsin.” dedi.

“UYGUN MALİYETLİ KREDİ BULAMADIK”

Sanayici olarak keyfi nedenlerden dolayı döviz borçlanmadıklarını dile getiren Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Uzun vadeli, uygun maliyetli TL kredi bulamadığımız için yurt dışı kaynaklara yönelmek zorunda kaldık. Ama bugün önemli bir döviz borcu ve kur riskini üzerimizde taşıyoruz. Bununla birlikte bizler içinden geçtiğimiz ekonomik dengelenme sürecinde TL finansman koşullarının nispeten iyileşmesinden de destek alarak yüksek döviz borçlarının TL’ye döndürülmesi konusunda teşvik edici bir model sunulabileceğini düşünüyoruz. Bu çerçevede, dolarizasyonun hayatımızdan çıkarılması ve TL ile borçlanma felsefesinin yaygınlaştırılmasında yarar görüyoruz. Bu noktada reel sektörümüzün kur risklerine karşı direncini artırmak, savunma mekanizmalarını güçlendirmek amacıyla inovatif destekler sağlanması ve eğitimler düzenlenmesi gerektiğini de unutmamalıyız.

“YERLİ ÜRETİME ODAKLANMAYA EVET AMA…”

11. Kalkınma Planı’nda yer alan yerli üretimin artırılması ve imalat sanayisine odaklanılması yönündeki yaklaşımın, sanayi sektöründe memnuniyet uyandırdığını vurgulayan Bahçıvan, bundan sonraki süreçte rekabetçi üretim ve verimliliğin geliştirilmesi adına odak noktanın, firmaların sağlam bir finansal yapıya kavuşturulması olması gerektiğine inandıklarını kaydetti. Bahçıvan, bankacılık sisteminde üretime öncelik veren sağlıklı ve verimli bir kredi tahsis mekanizmasının uygulanmasının, Merkez Bankası politikalarıyla desteklenmesi ve ödüllendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Merkez Bankası’nın geçen ağustos ayından itibaren zorunlu karşılık oranlarının belirlenmesinde, bankaların kredi büyüme hızlarına göre derecelendirmeye gittiğini hatırlatan Bahçıvan, “Biz bu noktada bir adım daha ileri gidilerek, reel sektör yatırımlarına yönelik kredilerin büyüme hızı da hesaba katılarak zorunlu karşılık oranlarının belirlenmesini öneriyoruz.” dedi.

“HORMONLU BÜYÜME ARAYIŞLARINA SON VERİLSİN”

Yaptığı konuşmada, Türkiye’nin “yüksek, sağlıksız, hormonlu” bir büyümesinden ziyade sağlıklı, nitelikli ve sürdürülebilir büyümesinden yana olduklarını vurgulayan Bahçıvan; “Türkiye’nin krize davetiye çıkaran dopingli büyüme arayışlarına artık son vermesi gerekiyor. Zira, kısır bir döngüye yol açan bu durum, Türkiye ekonomisinde büyük zorluklarla, özveriyle inşa edilen üretim merkezlerini tahribata uğratıyor. İstihdam kayıplarına neden oluyor. Kaynak israfına yol açıyor” dedi.

“BANKACILIK TAPU VE İPOTEĞE DAYALI”

Bahçıvan, sanayinin finansman kaynaklarını sınırlayan en önemli unsurlardan birinin de ‘teminata dayalı bankacılık anlayışı’ olduğunu vurgulayarak; “Bugün sanayici olarak yatırımlarımız için kredi almak istediğimizde, kredi tutarının 2 hatta 3-4 katına varan teminat talepleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Teknoloji odaklı bir sanayi hamlesi hedeflediğimiz bu dönemde tapu ve ipoteğe dayalı bir bankacılık anlayışından artık uzaklaşmamız gerekiyor. Teminat sorunlarımızın hafifletilmesinde Kredi Garanti Fonu (KGF) deneyimi, bize güzel bir örnek oluşturdu. Teminat kaldıracı işlevi görerek reel sektörü belli ölçüde rahatlatan KGF’nin bundan sonra niteliksel bir dönüşümle üretken yatırımlara katkısının artırılmasını umuyoruz”

“TASARRUF ORANLARI YETERSİZ, FİNANSMAN SINIRLI”

Sanayi işletmelerinin temel sorunları arasında ilk sırayı borçlanma maliyetinin aldığına da işaret eden Bahçıvan; “Tasarruf oranlarının yetersiz olduğu ülkemizde bankacılık sistemi üzerinden sağlanabilecek sanayi finansmanı oldukça sınırlı. Bu durum, sanayicilerin borçlanmasını pahalılaştırırken, kredi kullanmakta ipotek gibi benzeri ek maliyetleri de beraberinde getiriyor. Sanayici gerek yatırımlarında gerekse diğer işletme faaliyetlerinde ihtiyaç duyduğu finansmana uygun koşullarda ulaşamıyor. Bu noktada öne çıkan ve ilk defa bizim dile getirdiğimiz yeni nesil Kalkınma Bankacılığı modeli; gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yüksek teknoloji tabanlı, katma değeri yüksek ürünleri içeren güçlü bir yatırım hamlesi gerçekleştirmek için de en uygun çözüm” şeklinde konuştu.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram
WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com